1 Nisan 2013 Pazartesi

KIRMIZI OJELİ KADIN...


Milattan önce 3000'li yıllarda ortaya çıkan oje, kraliyet kadınlarını normal kadınlardan

ayırmak için kullanılan bir üründü. Daha sonraları Mısırlılar bunu ünvanlara göre ayırdılar. Normal

halk sadece soluk renkler kullanabilirken, saray canlı renkler kullanabiliyordu. Kleopatra ise

kırmızı oje kullanırdı çoğunlukla. Keskin bir örnek olarak 70'li yıllardaki 'punk' akımının en dikkat

çekici öğelerinden birisi tırnaklarındaki siyah oje idi. Sadece bu örnekler bile ojenin öncelilkli

hedefinin güzelliği arttırmak değil, bir klası ortaya koymak, dikkatleri farklı bir yöne çekmek

olduğunun göstergesi değil midir?

Tırnağa sürülen bir boya, bir kadını mükemmel yapar mı? Bir kadının mükemmellik ölçütü

vücudunun herhangi bir yerinde kullandığı ürünün mükemmelliği midir? Sadece bir renk veya bir

ton farkı ne kadar büyük bir fark yaratabilir?


Oje, minimum hacimle maksimum etkiyi yaratabilen inanılmaz bir üründür. Kadın, ojeyi

tırnağına sürdüğü anda bambaşka bir hale bürünür. Bu hal sadece “daha güzel olmak” ile

açıklanamaz. Güzellik, göreceli bir kavram olmasına rağmen esasında temelini aldığı nokta asla

göreceli değildir. O temel, sadece bir kadını değil bir erkeği de, hatta çerçeveyi genişleterek

söylemek gerekirse tüm canlıların da güzelliğinin sebebidir; özgüven.

Kozmetik ürünlerinin temeli işte bu özgüveni canlandırmak, parlatmak olmalı. Yanlış ürün

kullanımı veya yanlış amacın bir görüntüyü ne derece bozabileceğinin örneklerini sıklıkla

görüyoruz günlük hayatta ve sanal ortamda. Oje, işte tam bu noktada çok önemli bir yer buluyor

kendine. Kadın için özgüvenin son parçası, tırnağa atılan bir cila oluyor ve o cila, hiç bir zaman

sadece ölü deri tabakasını kaplayan bir boya olmuyor. Var olmayan güzelliği ortaya çıkarmayıp,

zaten var olanı daha da çarpıcı hale getirerek büyük bir etki yaratıyor.

Dünyada giyim ve kozmetik modası sürekli değişmekte olduğundan, bu değişime ayak

uydurmak veya klasik yöntemlerin yeni varyasyonlarıyla arayı kapatmak tamamen tercih meselesi.

Bu kadar değişimin olduğu bir ortamda ise, kalite önemli bir ayrım olarak ortaya çıkıyor ama yine

de kalite tek başına yeterli değil. Yanında önemli bir bileşen, erişilebilirlik olmak zorunda.

Dünyanın en büyük müşteri pazarı araştırma kuruluşlarından biri olan NPD'nin güzellik analisti

Karen Grant'in dediği gibi “Oje, satın alınabilir bir lüks...” Kaliteli olmayan bir lüks tüketim ürünü

ne kadar ulaşılabilir olursa olsun kullanıcıya o tatmini verebilir mi?

Özgüvenin, özsaygının dışavurumu, klasik ama aynı ölçüde klas... Tırnaktaki ojenin esas

anlatmaya çalıştığı şeylerden bazıları işte bunlar. Oje, kadının başkası tarafından en güzel

gözüktüğü andan daha önemli olduğu anın, yani kendisini en güzel hissettiği anın en önemli detayı.

Kaliteli ojenin bizim kulağımıza fısıldayarak attığı güzellik çığlıkların, kırmızı ojeli kadında

nostaljinin en baştan çıkarıcı haline dönüşmesi, hayatı mükemmelliğe yaklaştıran ufak bir dokunuş

gibi...

2 yorum:

  1. whoah this weblog is great i like studying your
    posts. Keep up the good work! You recognize, lots of individuals are searching around for this information, you could help them greatly.


    Feel free to visit my web site; pepe oyunları ile en güzel

    YanıtlaSil
  2. Ojeler vazgeçilmezimm :) Bayılıyorum onlarla tırnaklarıma değişik desenler yapmaya.. İnsan kendini daha bi güzel hissediyor.. Sitedeki ojelerin renklerine de bayıldım.. Kırmızının tonları bi başka güzel..

    YanıtlaSil